Kurban Bayramı Herkes İçin Bayram Değil!

Blog Enes

Sizinle, insanı hüzünlendiren ama maalesef yaşanmış olan bir hikayeyi paylaşmak istiyorum.

 

Kaldırımda oturur vaziyette el etti ihtiyar..
İki büklüm beli, elinde asası.. Yüzünde derin çizgiler..
Durup, arabaya aldım.
Nereye gidiyorsun dede ?
     –Az ilerdeki kurban kesilen yere bırakır mısın oğlum ?
Ne yapacaksın orada dede ?
     – Belki biraz et verirler..
Evin nerede ?
     – Zafer mahallesinde..
E nasıl gideceksin uzak oralar..
      – Biraz et bulalım da Allah kerim..
Kısa yol boyu bi kamyon dua etti..
Dedeyi bıraktıktan sonra aklıma takıldı.. Gideceğim yerdeki işimi alelacele halledip pazara geri döndüm..
Ethem dede pazarın sütünlarından birinin dibine koyduğu çuvala bir poşet koyup, boş başka bir poşetle elinde asa ağır aksak tekrar pazarı turluyor..

Öbek öbek insanlar karınca misali etleri kesip biçip tasnif ediyor.. İyiler çil çil leğenlerde.. Kemikliler ayrı bir yere yığılmış.. Kantarlar ortada belli ki işler sona yaklaşmış.. Birazdan ne var ne yok paylaşılacak..

Yanına yaklaştığı yerlerde kaçamak bir göz teması kuruyor Ethem dede ..
Bu, çok kısa, tedirgin ” bana verecek bir şeyiniz var mı? ” sorusu..
Bu göz temasına çok yerde karşılık alamayıp ürkek adımlarla çekilip bir diğerine gidiyor..

Bu naif sorunun cevabı hiç o çil çil etler olmadı kaç yere gittiyse..

Kimi göz ucuyla iç yağları işaret etti, bonkör(!) olan bir ikisi bol kemikli birkaç parçayı..

Eliyle lütfedip veren olmadı..
En son, yerde duran, herkesten uzak sahipsiz olduğu belli olan bir işkembeyi cebinden çıkardığı çakı ile kabaca temizleyip poşete koydu..
Ben yarım saate yakın onu fark ettirmeden izledim..

Bir iki yere ” Şu amca yardıma bakınıyor galiba” dedim.
Pek kimse oralı olmadı..
Sana ne? Senin menfaatin ne türünden bakışlar attılar sadece..

Birkaç kare de fotoğraf çektim..

Bunun dışında hiç müdahil olmadım.
Onun ve çevresindekilerin yaşadığı sessiz diyaloğu, olup bitenleri bir mimik bile kaçırmadan gözlemeye çalıştım..
Epey sonra, dolaşmaktan yorgun olarak güz güneşine nazır bir kaldırıma oturunca yanına gidip oturdum..

ne yaptın dede ?
Beni tanıdı .. Tekrar gördüğüne mi sevindi, haline mi hüzünlendi bilmem ağlamaya başladı !
Çok şükür toparladık bişeyler.. dedi
hadi o zaman seni evine bırakayım dedim..
Yol boyu bir tır daha dua etti..

Hikayenin ana fikri “ben ne iyi bir insanım” değil.. Nefsimiz işin içine bulaşık ettiyse affola..

Bu yaşadığımı paylaşıp paylaşmama konusunda çok tereddüt ettim..

Ana fikir şu ki, bu bayram biz bol et yiyelim diye emredilmemiş.. Kurban kesme imkanı bulanların büyük bir kısmı zaten normal zamanda da evine et alıp götürme imkanına sahip..

O dedeye parça kalıntı etleri göz ucuyla işaret edenlerin boğazından kendilerine ayırdıkları löp etler nasıl geçecek bilmiyorum..

İbadet şuuruyla kurbanlarını kesenler nizami olarak emredildiği gibi üçe tasnif edecekler mi ?

Hassas dijital tartı ile etleri aralarında paylaşanlar aynı hassasiyetle ondan ihtiyaç sahiplerinin hakkını ayırmalı değil mi ?

Çevremizdeki Ethem amcalara dikkat edelim..

Alıntıdır

 

Benim yorumum…

Sen amcaya 2 kilo et versen o kurbandan ne eksilirdi? Aksine bereket gelirdi. 10 kişiyi doyurabilecek olan koyun 30 kişiyi de doyururdu Allah’ın izniyle. Müslümanlık ucuzladı. Gerçek İslam yaşanmaz oldu dünyada. 2 kilo eti din kardeşine fazla görenler türedi. Ona yerdeki kötü ve sağlıksız parçaları verdiler. Para, dinden önemli oldu. Dinî hassasiyetler azaldı. Maddi durumu iyi olan kardeşlerim, bu bayram bu hususa dikkat edelim. Daha fazla et yiyip karnını şişirmektense, muhtaçlara verip sevaplarını şişir. Daha kârlı değil mi sizce de?

 

Esenle kalın…

Sizin Düşünceniz?

Sosyal Ağlarda Paylaş

Enes

Online güvenlik ve yazılım dünyasına ilgi duyan, tarih ve dünya siyasetini araştırmayı seven bir insan.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Kurban Bayramı Herkes İçin Bayram Değil!

0